Bugün kindar olmanın olgunlaşmamış olmakla bir bağlantısı olup olmadığını düşündüm. Affetme eşiği düşük insanların daha mı yapıcı ve üretken olduklarına dair kafa patlattım. Peki, nasıl bir sonuca mı vardım? Hiç, kocaman bir hiç.

Olgular, durumlar ile ilişikli olduğu müddetçe kesin bir kanıdan ziyade varsayımdan ibaret diye bir neticeye varıyordum ki, uyuya kalmışım.

Beynimin, zihnimin kovalamacalarından kaçmaya çalışma şekli bu uyuya kalmalarım. Ne zaman zihnim bir konuda ısrarcı davranmaya çalışsa ve beynim bunu reddetse, bu kaçıp kovalama oyunu oynanıyor. Aslına bakarsanız, ilk paragrafta yer alan köpüklü dalgalar, zihin denizimin üzerinde soslu bir maske. Esas düşüncelerimi, sıkıntılarımı ve stres öz kaynaklarımı gizleme biçimim. Hatta onların üzerine sentetik düşüncelerden ibaret maskeler giydirme şeklim. Beynim bu aldatmacanın artık farkında. Farklı frekanslarda onlarca düş sızısı, onu yorgun düşürüp bayıltıyor yada bu hülasaların tümünü uydurup beni hiçbir trenin geçmediği bir istasyonda oyalıyor.

İşler, oluşlar ve oluşumlar aynı sarmalda farklı bir karmaşa içindeyken, geçirilmekte olan manik ataklara karşı lityum, karbamazepin, valproik asid, lamotrijin, antipsikotik ve antidepresan diye haykırmakta. Artık kulaklarıma ziyadesiyle ağır geliyor, bu istenmeyen misafirlik.

(Toplam 29 ziyaret, bugün 1 ziyaret)

Bir Cevap Yazın