Searched for

genel-leşme

Karşınızda ki tarafından idrak edilmesi kolay olduğu için, umuma açık bıraktığınız ve cereyan yapmakta olan duygularınız. Hiç bir mahsur görmeden bir hava akımına teslim ettiğiniz ve sızlamakta olan halsiz ruhlarınız. Artık bir ruh hali tanımlamasının dışında bırakılmış, ruhsuz halleriniz. Gözünüzün görmekten imtina ettiği buz gibi aydınlık. Anlaşılmayı ucuzlatırken, insanlığın anlaşılması zor tarafını, duygu erozyonlarına maruz bırakmışlık. Tebrik ederim, artık genel-leşme girdabının merkezine çekiliyorsunuz. Beni, seni ve onu, topyekûn bizi bir patoz makinesinden geçirdi içinde zaman geçen mekanlar. Mekân sahiplerinin insafı kadar harman edildik ve kendine sahip olamayanlarımız un ufak edilmişti… Read More

Ara beni su, bul beni hu!

Durdum, duru bir akarsuyun yamacında. Yamaç, sus dedi konuşma sırası suyun. Kulak verdim suya, duydum ve duruldum. Su benimle konuştu. Ben sustum su konuştu. Su bana ak dedi. Sana berrak bir talih uzak dedi. Ben sustum su konuştu. Su konuştu ben sustum. Önce vurmuştum alnından talihi, sonra vurulmuştum en talihsiz yerimden. Durmuştum, duru bir suyun yamacında. Su vurmuştu iyi niyetimden. Sen sus dedim, suyun konuşacakları var daha, Hava pus dedim, yamaç ihanet etmez bana, Sudan sebeplerden, talihimin yamacında bir ihanetle sukut, bir icazetle sükût buldum. Ara beni su, bul beni… Read More

Mey-us

Halimi, ahvalimi arz etmek gerekirse çokça meyus, Fakat sanmıyorum ki sizin için önemli bir husus. Çöle düşmüşse yüzgeci kırmızı bir yunus, Elden de dilden de bir şey gelmez susarsın, efsûs. Bilinsin ki böylesi bir gam sadece şahsıma mahsus, Dilerim kendime, hem âmâ hem de lal olmuş bir us.

Ne gördüm, ne işittim ne de anlatırım.

İnsanı, cinaslı bir uyak içinde isnat etmek isyanı ile ve ihsan istemek, her bir imtihandan ayrıca alınan ilham ile. Elimde var bir bıçak, kördür kalemden Bir düşüm var yüksekte, alçak âlemden Ben gördüğüm bu düşte kördüm. Âleme nice sergüzeşte ördüm. Kırılmış kirpiklerim, yüzde gördüm. Aynada lisanımı özlere sürdüm. İncinmiş gizlerim, düşte gördüm, Ferişte can çekişte, körelmiş bir düğüm. Ben gördüğüm bu düşte sağırdım. Kalınlaşmış kalplere bir iltimas ağırdım. Ne gördüm, ne işittim ne de anlatırım. Bir düşüm var yüksekte, alçak âlemden.

Bir düş, binbir düşüş.

Bugün kindar olmanın olgunlaşmamış olmakla bir bağlantısı olup olmadığını düşündüm. Affetme eşiği düşük insanların daha mı yapıcı ve üretken olduklarına dair kafa patlattım. Peki, nasıl bir sonuca mı vardım? Hiç, kocaman bir hiç. Olgular, durumlar ile ilişikli olduğu müddetçe kesin bir kanıdan ziyade varsayımdan ibaret diye bir neticeye varıyordum ki, uyuya kalmışım. Beynimin, zihnimin kovalamacalarından kaçmaya çalışma şekli bu uyuya kalmalarım. Ne zaman zihnim bir konuda ısrarcı davranmaya çalışsa ve beynim bunu reddetse, bu kaçıp kovalama oyunu oynanıyor. Aslına bakarsanız, ilk paragrafta yer alan köpüklü dalgalar, zihin denizimin üzerinde soslu… Read More